Aşk, kaçıştan çok bir direnme biçimidir. Asker bir babanın gölgesinde yetişen Uygur bir kadın, kendi yolunu bulmak için New York’a gelir. Çin Mahallesi’nin arka planında, görünmeyen mutfaklarda çalışarak hayata tutunmaya çalışır. Aynı şehirde, Orta Doğu’daki görevinden dönen genç bir Amerikalı asker de savaşın izleriyle yaşamaya çabalamaktadır. Yolları kesiştiğinde, iki yabancı geçmişleriyle yüzleşirken aralarında sessiz ama güçlü bir bağ doğar. Bu bağ, aşkın bazen insanı ayakta tutan tek gerçek olduğunu gösterir.