Bugüne kadar hiçbir davada jüri karşısına çıkmadan başarı elde eden Donanma avukatı Daniel Kaffee'nin hayatı, bir askerin ölümüyle ilgili açılan davayla değişir. Küba'daki askeri üste meydana gelen olay nedeniyle suçlanan iki deniz piyadesi, yalnızca üstlerinden gelen emirleri uyguladıklarını savunur. Kaffee, müvekkillerini anlaşma yoluyla kurtarmayı planlarken idealist avukat JoAnne Galloway'nin baskısıyla davayı mahkemeye taşımayı kabul eder. Gerçekleri araştırdıkça olayın göründüğünden çok daha derin olduğu ortaya çıkar. Askeri düzenin katı kuralları ile adalet arayışının karşı karşıya geldiği bu süreçte Kaffee, yalnızca müvekkillerini savunmakla kalmayıp emirlerin ve sorumluluğun sınırlarını da sorgulamak zorunda kalır.